Kuzey Kore’de Değişim Rüzgarı

Kuzey Kore’de Değişim Rüzgarı

İlk başta insana biraz garip gelse de, Kuzey Kore’yi sadece önceden planlanan ve size bildirilen bir devlet tur programı ile gezebiliyorsunuz.

Gezilecek En İyi Ücretsiz Müzeler
Angkor Tapınakları
Dünyanın ne kadarını gezdiniz?

Yazı ve Fotoğraflar: Ömer Serkan Bakır

Yaklaşık 2,5 sene önce Güney Kore’ye yaptığım gezi sırasında Kuzey ve Güney Kore arasındaki askerden arındırılmış bölgeye (DMZ) gittiğimde uzaktan gördüğüm Kuzey Kore bayrağı beni çok heyecanlandırmıştı. Kuzey Kore’ye gitme isteğim de işte o zaman başladı.

Şöyle bir düşündüğümde dünyada çok fazla gerçek gizem kalmadığını görüyorum. Keşfedilememiş, ayak değmemiş bir yer bulmak artık neredeyse mümkün değil. Bir fotoğrafçı ve gazeteci olarak Kuzey Kore’ye gitmek istememin en önemli nedeni, duyduğum, okuduğum ve gördüğüm çok az şey olmasıydı. İşte size tam bir gizem! Tüm bunlar benim için yeterli sebeplerdi.

001k 342A4823 - Kuzey Kore’de Değişim Rüzgarı

Kuzey Kore’nin sembolik merkezlerinden Kim İl-Sung Meydanı

Kuzey Kore’ye nasıl gidilir?

Kuzey Kore’ye elinizi kolunuzu sallayarak, uçak biletinizi alıp gitmek mümkün değil. Ancak herkesin yanıldığı bir nokta, Kuzey Kore’ye gitmek şu an için çok zor değil. Kuzey Kore’ye ülkemizden “Dünya Değişmeden” tur firması ile Rusya ya da Çin üzerinden gidilebiliyor. Münferit olarak gitmek şu anda mümkün değil. Ben de “Dünya Değişmeden” firmasının Kuzey Kore programı ile Pekin üzerinden gittim. Çok zor verildiği düşünülen Kuzey Kore vizesi için birkaç seçenek var. İlgili seyahat acentesi ya Pekin ya da Bulgaristan’daki Kuzey Kore temsilciliğinden vize başvurularını yapıyor. Vize için basit bir iki evrak isteniyor. Ancak Pekin üzerinden gidilecekse Çin vizesi için çok daha kapsamlı, zor ve uzun bir süreç yaşanıyor. Kısacası Kuzey Kore vizesini dert etmenize gerek yok!

İlk başta insana biraz garip gelse de, Kuzey Kore’yi sadece önceden planlanan ve size bildirilen bir devlet tur programı ile gezebiliyorsunuz. Yani size belirtilen yerler dışında başka bir yere gitmek ya da programı değiştirmek mümkün değil. Tabi ki mutlaka duymuşsunuzdur… Tek başınıza otelden çıkmanız ya da “ben tek gezerim, akşam otelde buluşuruz” gibi bir seçenek asla mümkün değil. Mutlaka yanınızda bir devlet görevlisi ya da rehber bulunmak zorunda.

O zaman gezi notlarımı aktarmaya başlayayım. Esasında Kuzey Kore’de her anın ve her çektiğim fotoğrafın bir hikayesi var. Ancak hepsini burada bir çırpıda aktarmak çok kolay değil. Gezi notlarına başlamadan hemen şunu da söyleyelim, esasında biz bu ülkeye Kuzey Kore diyoruz ancak ülkenin esas adı; “Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti” (KDPR).

Biraz önce söylediğim gibi yola çıkmadan önce beni ilk zorlayan konu Çin vizesi oldu. Çin şu sıralar Türklere vize verme konusunda bir hayli sıkıntı yaratıyor, hatta vermiyor. Tek başınıza Çin’e turist olarak gitmeniz mümkün değil mesela… Biz turist grup vizesi için önceden doldurduğumuz ve onlarca evrak hazırladığımız Çin vizesi için başvurumuzu seyahat tarihinden epey önce gerçekleştirdik. Çin vizesini sorunsuz olarak aldığımda gerçekten Kuzey Kore’ye gidebileceğimi hissettim dersem abartmış olmam. Kuzey Kore vizelerimiz ise Bulgaristan’daki ülke temsilciliğinden alındı. Bize söylenilen ve bildiğimiz, Kuzey Kore vizeleri ayrı bir kağıt şeklinde verilecekti. Yani pasaporta basılmıyordu. Ancak ilk sürprizi bu konuda yaşadık. Kuzey Kore vizeleri pasaportlarımıza basılmıştı. Bunun ülkeye girişte pek bir önceliği ya da farkı yoktu tabi. Ancak İstanbul’dan Pekin’e uçarken pasaportu kontrol eden birkaç yetkili bize nasıl oldu da pasaportlarımıza Kuzey Kore vizesi basıldığını şaşkınlık içerisinde sordu. Hatta arkadaşlarını çağırıp gösterdi.

002k 342A5673 - Kuzey Kore’de Değişim Rüzgarı

Sokaklarda dev propaganda posterleri görmek mümkün

Uçuş noktası Pekin…

Kuzey Kore seyahatimiz, Pekin üzerinden olacağı için gitmişken Pekin’de de birkaç gece kalarak ilginç yerleri gezme fırsatımız oldu. Hem böylece uzun bir uçuşun yorgunluğunu da üzerimizden atmış olduk. Esas heyecan Pyongyang’a uçmak için havaalanına geldiğimizde başladı. Kuzey Kore havayolu şirketi Air Koryo ile ordu ve propaganda marşları dinleyerek başkent Pyongyang’a uçuş yaklaşık 1 saat sürdü. Bizimle beraber aynı uçakta 15-20 kişi daha turist vardı. Uçak içerisinde fotoğraf makinem çantada olduğu için elimdeki cep telefonu ile birkaç kare fotoğraf çekmek istedim. İlk cesaret kırıcı uyarı burada geldi. Hostesler fotoğraf çekmemem için birkaç kez uyardılar. Sanırım kendilerinin fotoğraflarının çekilmemesi konusunda hassaslar. Bu uyarıyı sadece bana yapmadılar tabi. Hatta fotoğraf çeken birkaç kişinin makinesinden çekilen fotoğrafları sildirdiler.

Uçak inmeye yakın havaalanında teslim edeceğimiz üç küçük form dağıtıldı ve doldurmamız istendi. Bunlardan ilki sağlıkla ilgiliydi ve herhangi bir hastalığımızın olup olmadığı, kullandığımız ilaçlar vs soruluyordu. Bunu uçaktan iner inmez topladılar. İkinci form pasaport kontrolünde alındı. Hangi ülkeden geliyorsunuz, adınız nedir gibi basit bir iki soru sonrasında pasaport kontrolünden de geçtik. Daha sonra bavullarımızı aldık. Üçüncü form ise ülkeye soktuğumuz şeylerle ilgiliydi. Fotoğraf makinesi, kamera, cep telefonu ve üzerimizdeki para gibi bazı şeyleri deklare etmemiz isteniyordu. En hassas ve epey uzun süren son arama havaalanından çıkmadan yapılıyor. Cep telefonlarınız ve pasaportlarınız alınarak kaydediliyor. Deklare ettiğiniz ve formda yazdığınız bilgiler kontrol ediliyor ve çantalarınızın içi inceleniyor. Garip olan ise, yanınızda getirdiğiniz bilgisayar, hard disk, fotoğraf makinesi ya da diğer elektronik cihazlarla pek ilgilenmiyorlar. Esas sorun, ülkeye sokacağınız kitap, dergi ve broşürler… Bu konuda gerçekten çok hassaslar. Sizi devlet turu ile gezdirecek olan rehberlerle de burada tanışıyorsunuz ve deklare ettiğiniz formların altına onlar da imza atıp sizi bu kontrol noktasından sadece bu kişiler çıkarabiliyor. Bizi 2 genç kadın rehber karşıladı. Rehberlerden biri “Dünya Değişmeden” tur firması sahibi Tulga Ozan’ın daha önce geldiğinde de onları dolaştıran kişi olunca samimi ve dostça bir karşılama oldu.

Her şeyin fotoğrafı çekilebiliyor mu?

Kuzey Kore’de fotoğraf çekme konusunda o kadar farklı bilgiler okumuştum ki, nerede neyi çekebileceğimiz kısmında biraz da sabırsızlıkla ilk önce bu bilgiyi açıklığa kavuşturmak istedim. Kuzey Kore’de fotoğraf çekmek serbest. Ancak her şeyin ve her yerin fotoğrafını çekmenize tabi ki izin verilmiyor. Yasak olan ve fotoğraf çekimine izin verilmeyen pek çok yer var. Bu konuda küçük birkaç uyarı yapıldı ve esasında pek çok ülkede de geçerli olan, asker ve polislerin fotoğrafını çekmememiz istendi. Tabi mesele fotoğraf olunca yasak olan konular her zaman daha fazla ilgi çekmiştir. Fazla abartmadan asker ve polislerin de fotoğraflarını çekebildim. Bazen otobüsün içerisinden bazen de tele objektifle uzaktan… “Peki, çekerken gördüklerinde ne oluyor?” diye soracak olursanız… Bazen kibarca, bazen daha sert bir şekilde çekimin yasak olduğu hatırlatılıyor. Benim şahit olduğum iki üç yerde çekilen görüntüler kontrol edilip silindi. Sanılanın aksine her çektiğiniz fotoğraf birileri tarafından kontrol edilmiyor. Hatta Kuzey Kore’ye gitmeden önce arkadaşlarım çektiğim fotoğrafları ülkeden dışarıya nasıl çıkaracağımı sormuşlardı. Ülkeden çıkarken de, çekim yaparken de kimse gelip benim çektiğim fotoğraflara bakmadı. Bu arada ne olur ne olmaz diye bir B planı da yapmadım değil. Ama onu da başka bir yazıda anlatırım.

001 FSMS1428 - Kuzey Kore’de Değişim Rüzgarı

Kuzey Kore’de asker ve polislerin fotoğrafını çekmeniz yasak

Konaklama Yanggakdo Oteli’nde

Pyongyang’da turistlerin kaldığı meşhur Yanggakdo Oteli’nde kaldık. Bizim tüm grubun kaldığı odalar 23. kattaydı. 47. katta ise şehri 360 derece görebileceğiniz döner bir restoran vardı. Ancak camların açısı fotoğraf çekmek için pek elverişli değildi. Yanggakdo Oteli Pyongyang’a gelen turistlerin en çok kaldığı otellerden biri… Odalar temiz ve sorunsuz… Bu tarz birkaç tane daha turist oteli olduğu söylendi. En sevdiğim ise 23. katta bile açılabilen odamın penceresi oldu. Böylece şehrin bazı fotoğraflarını odamdan da çekme fırsatı yakaladım.

İlk gün otele eşyaları koyduktan sonra, “aç mısınız? İtalyan pizzası sever misiniz?” dendi. Önce bu bir şaka mı diye birbirimize bakındık açıkçası… Şaka değilmiş, bizi hem yerel yemeklerin olduğu hem de fena sayılmayacak İtalyan pizzalar yapan bir restorana götürdüler. Kuzey Kore’yi gezmeye gelen gruplar turistik olarak hizmet veren bu tür restoranlara götürülüyor. Öğlen ve akşam sürekli farklı yerlerde yemek yedik. Buralar önceden planlanmış ve kişi sayısına göre rezerve edilmiş yerler oluyor. Bu konuda bir tercih yapma şansınız yok. Ancak gezi esnasında gerçekten yerel halkın da yemek yediği bazı yerlere de gidebildik.

002 342A6424 - Kuzey Kore’de Değişim Rüzgarı

Yemek servisi yapan garsonlar bir süre sonra Kuzey Kore şarkıları çalıyor

Yemekler Lezzetli…

Yemekler, biraz Uzak Doğu lezzetlerine alışkansanız size sorunsuz gelecektir. Tavuk ve sebze ağırlıklı yemekler oldukça fazla. Et ve balık daha az kullanılıyor. Tabi ki pilavı unutmak olmaz. Şunu söyleyebilirim ki çok kötü bir yemekle hiç karşılaşmadık. Ama çok iyi onlarca çeşit yemek yedik. Tabi Kore’nin en geleneksel yemeği Kimçi’yi unutmamak gerek. Esasında yemek yerine bir çeşit turşu dersek daha iyi anlatabiliriz sanıyorum. Çin lahanasından yapılan ve yaprakların arasına bazı sebze ve baharat karışımlarının sürülüp, ortalama 24 saat fermantasyon için beklenilen bir turşu çeşidi Kimçi… Hem Kuzey hem de Güney Kore’de sofraların vazgeçilmezidir.

Kore usulü ördek barbekü, soğuk noodle, bibimbap, kuzu ızgara, geleneksel pansangi yemeği, kendi hazırladığımız balık çorbası ve daha pek çok Kore yemeğini oldukça lezzetli bulduğumu söylemeliyim.

Yemek yediğimiz hemen hemen bütün restoranlarda garsonlar yemeğin sonuna doğru mini bir müzik şov gerçekleştirdiler. Çaldıkları enstrümanlarla, devrim şarkılarını söylediler, kimi yerde geleneksel kıyafetleri ile dans ettiler. Anlatılan, restoranlara garson alınacağı zaman öncelikle hangi müzik aletini iyi çaldığı sorulurmuş ve müzik provaları yapılırmış.

Geniş caddeler ve toplu konutlar…

Pyongyang merkezi yüksek katlı toplu konutlarla dolu. Buradaki evler devlete hizmet yılınıza, yaptığınız işe ve çocuk sayınıza göre veriliyor. Evler sizin olmuyor. Çoğu evde ya parasız ya da çok küçük bir aidatla kalıyorsunuz. Mülkiyet kavramının olmaması bize biraz garip gelse de, evsiz kimsenin olmadığı, devletin her vatandaşına bakmakla yükümlü olduğu anlatılıyor. Yani kafanızı sokacağınız bir eviniz olsun diye ömrünüzü çalışmakla ve kredi borçlarıyla geçirmekten daha iyi olabilir, kim bilir…

Pyongyang caddeleri oldukça geniş. Bazı caddeler beş şerit gidiş, beş şerit geliş şeklinde… Bu ülkeye gitmeden önce okuduğum bazı kaynaklarda, neredeyse hiç arabanın olmadığı, boş caddelerde trafik polislerinin görev yaptığı anlatılmıştı. Durum pek de böyle değil açıkçası. Belki 3-4 yıl içerisinde bir değişim yaşanmış olabilir. Ancak bazı caddelerde trafik ışıkları bile var. Araç sayısı tabi ki İstanbul gibi devasa bir şehirle karşılaştırılamaz. Ancak akşamları birkaç yerde trafik sıkıştığı bile oldu.

Ülkede kaynaklar kısıtlı olduğu için elektrik ve su konusunda bazı sorunlar yaşanıyor. Pek çok apartmanın balkonunda ya da penceresinde solar paneller görmek mümkün. Su kesintileri gittiğimiz bazı restoranlarda bile gözümüze çarptı. Sanırım bu kesintiler çok normal karşılandığı için restoranların tuvaletlerinde içi su dolu ya dev bidonlar ya da büyük küvet benzeri su depoları vardı. Kuzey Kore’ye gitmeden önce okuduğum ve değişmemiş olan şeylerden biri bu su kesintileri, ikincisi ise tuvaletlerde olmayan sabunlar oldu.

003 FSMS1161 - Kuzey Kore’de Değişim Rüzgarı

Şehirdeki eski binalar dış yüzeyleri renkli boyanarak güzel bir görünüm elde ediliyor. Arka tarafta ise Kore İşçi Partisi Anıtı…

Halk Çalışma Evi ve eğitim anlayışı…

Kuzey Kore’de ilk gördüğümüz ve ziyaret ettiğimiz yapılardan biri “Halk Çalışma Evi” oldu. Burası tüm halkın kullanabildiği yüzlerce odası, toplantı ve konferans salonları olan devasa bir eğitim ve kültür merkezi. Ayrıca ülkenin en büyük kütüphanesi… Kütüphane birkaç yıl önce bilgisayarlı takip sistemine geçmiş. Bu merkeze her yaştan öğrenciler gelip ders çalışıyor ve farklı konularda ücretsiz kurslar (müzik, matematik, İngilizce gibi) alıyor.

Başka bir gün ilkokul gezisi için Pyongyang’a 40km uzaklıktaki Pyongsong şehrine gittik. Sanırım daha merkezde değil de şehir dışında bir okul seçmelerinin sebebi, daha yerel mekanlarda da eğitim seviyesini gösterme istekleriydi. Kuzey Kore’ye gelen turist gruplarına gösterilen tüm okullar tahmin edebileceğiniz gibi titizlikle önceden belirlenmiş olanlar. Sizinle tanıştırılan öğrenciler de seçilmiş olanlar… Bu gittiğimiz ilkokul Kuzey Kore’nin en başarılı okullarından biriymiş. Önce biraz sınıflar gezildi. Bilim, doğa, hayvanlarla ilgili özel bölümler gösterildi. Daha sonra çocukların bale/dans ve müzik gösterisi izlendi. Okulun bahçesinde ayrı bir bina daha vardı. Burada beni şaşırtan, ilkokul çağındaki onlarca çocuğun pinpon antrenmanı oldu. Bir spor dalında başarılı olmak için nasıl bir çalışma, disiplin ve hırs gerektiğini bu çocukları görünce daha iyi anlıyor insan.

Kuzey Kore’de farklı bir gün ortaokul gezisi de yaptık. Bu okulun bazı yerleri yenileniyor ve yeniden yapılıyordu. Bize tuhaf gelse de bazı sınıfların inşaatında o sınıfta okuyan öğrenciler de çalışıyordu. Orada yaşayan bir çocuk ya da ailesi için okuyacağı sınıfı inşa etmek ya da yardımcı olmak son derece doğal bir süreç. Özetle bize anlatılan ve iki farklı okulda gördüğüm şey, sanata, spora, kültüre ve geleneklere sonuna kadar bağlı, disiplinli ve çalışkan öğrenciler yetiştirmeye çalışılan bir sistem…

005k 342A4613 - Kuzey Kore’de Değişim Rüzgarı

Kuzey Kore kurucu lideri Kim İl-Sung ve oğlu Kim Jong-İl’in dev boyuttaki heykelleri…

Liderlere saygı…

Kuzey Kore halkı için liderlerinin çok özel bir yeri var. Gördüğüm neredeyse her yetişkinin göğsünde liderlerin fotoğraflarının olduğu rozetler takılı. Bunu gönüllü olarak taktıkları söyleniyor. Özellikle Kim İl-Sung ve Kim Jong-İl’in şehrin farklı yerlerinde özel posterleri ve anıtları mevcut. Bu anıtların en önemlisi de Kuzey Kore kurucu lideri Kim İl-Sung ve oğlu Kim Jong-İl’in dev boyuttaki heykellerinin (Mansudae Grand Monument) olduğu yer. Ülkeyi ziyarete gelen tüm turistler buraya gelmek ve saygılarını göstermek zorunda. Liderlerinin anıtlarını fotoğraflarken kötü fotoğraflar çekmemiz istenmiyor. Sağı solu kesilmiş ya da yamuk fotoğraflar konusunda uyarılıyoruz. Kuzey Kore halkı için “Kim” ailesi onların koruyucuları gibi görünüyor ve her şeylerini onlara borçlu olduklarını düşünüyorlar. Her binada, okulda ve resmi yerlerde liderlere ayrılmış özel bir alan bulunuyor. Bu alanlarda da mutlaka taze çiçekler göze çarpıyor. Kuzey Kore’de sizi bir yerden başka bir yere götürürlerken istediğiniz yerde durmanız mümkün değil. O yüzden ilginç bir şey gördüğünüzde mecburen otobüsün camından da fotoğraf çekmeye çalışıyorsunuz ve bu pek kolay olmuyor. Başkent Pyongyang’da pek çok yerde liderlerinin posterleri ya da anıtlarına çiçek bırakan ve önünde eğilerek saygılarını gösteren yüzlerce kişi görebiliyorsunuz. Ancak belirttiğim gibi hepsini yakından çekme şansınız bulunmuyor. O yüzden Kuzey Kore’de çekilmiş fotoğrafların büyük bir kısmı otobüs ya da araçların içerisinden de çekiliyor.

Programda olmayan ve bize bir gün önce söylenen, Kim İl-Sung ve Kim Jong-İl’in mozolelerinin bulunduğu Kumsusan Sarayı gezisi de bir hayli ilginçti. Güvenlik sebebiyle ülkede en üst seviyede korunan bu özel yere tahmin edeceğiniz gibi birçok üst aramasından geçerek gidilebiliyor. Fotoğraf çekmek tabi ki yasak. Hatta giyeceğiniz kıyafetler konusunda da son derece hassaslar. Bu uyarılar bize bir gün önce yapıldı ve ne tür kıyafetler giyebileceğimiz anlatıldı. Yırtık kıyafetler, kot pantolon, spor ayakkabı, şapka, güneş gözlüğü gibi kıyafetlerle içeri girilmiyor. Saraya girmeden önce bütün turist grupları bir binada toplanıyor. Daha sonra gruplar halinde sıraya sokularak belli bir düzenle ana bina içerisine giriş yapılıyor. Çantanız, cüzdan, montlarınız gibi üzerinizdeki her şey vestiyerlere teslim ediliyor. Öyle ki içeri girerken son kontrol noktasında üzerinden tükenmez kalem çıkan bir turist epey soruna neden oldu. Neyse, sonuçta uzun bekleyişler ve yürüyüşlerden sonra iki liderin mumyalarının olduğu odalar ziyaret ediliyor. Kullandıkları arabalar, yat, kendileri için özel tasarlanmış tren vagonları, aldıkları nişan ve ödüller özel bölümlerde görülebiliyor.

Kore Savaşı ve Kore Savaşı Müzesi

Kore Savaşı, binlerce kilometre uzakta olsak da bizi yakından ilgilendiren bir savaştır. Burada Güney Kore tarafında savaşa katılan Türkiye, Kuzey Kore’de asla bir düşman olarak görülmüyor. Öncelikle bunu söylemek gerek. Tıpkı Çanakkale Savaşı’ndaki Anzaklar gibi görülüyoruz esasında… Gezdiğimiz Kore Savaşı Müzesi’nde içeride fotoğraf çekmek yasaktı, sadece bahçesinde izin veriliyordu. Bu müzede en ilgimi çeken yer, savaşın sonunda Amerika’nın kaybettiğini ve Amerika’nın yanında savaşa giren tüm ülke bayraklarını parçalanmış olarak yerde gösteren diorama oldu. Ancak burada Türk bayrağı katlanmış ve diğer ülke bayraklarından daha yukarıda, basamak benzeri bir yerde duruyordu.

Kuzey Kore’de tüm tarih kitapları ve yetkililer savaşı ilk önce karşı tarafın ve Amerika’nın başlattığını anlatıyor. Tüm bu mutsuzluk, savaş ve bölünmüşlük halinin de doğal olarak Amerika’nın yüzünden olduğu söyleniyor. Kuzey Kore’de “önce ordu – güçlü ordu” politikası, emperyalizmin tehdidine karşı koymak ve Amerika’ya karşı kendini savunmak şeklinde açıklanıyor. Ancak son haftalarda yaşanan sıcak gelişmeler kalıcı bir barış anlaşmasının da yolunu açmış gibi görünüyor.

006 342A6123 - Kuzey Kore’de Değişim Rüzgarı

Küçük kürekli kayıklarla gezintiye çıkan Kuzey Koreliler. Arkada Juche Kulesi…

Juche Kulesi

Pyongyang’da kuşkusuz en ilgi çeken yerlerden birisi de Juche Kulesi. Adını Kim İl-Sung’un doktrinleştirdiği Juche felsefesinden alan, 170 metre uzunluğundaki anıt kulenin önünde 30 metre yüksekliğinde orak, çekiç ve yazı fırçası taşıyan üç kişinin yer aldığı bronz bir heykel bulunuyor. Kule, şehrin her tarafını panoramik olarak görebileceğiniz en uygun mekan aynı zamanda…

007 342A5717 - Kuzey Kore’de Değişim Rüzgarı

Dünyanın en derin metrolarından Pyongyang metrosu

Metro ve diğer ulaşım…

Dünyanın en derin metro hatlarından biri olan Kuzey Kore Pyongyang metrosu olası bir nükleer saldırı sırasında sığınak olarak kullanılabilecek şekilde yapılmış. İstasyonların farklı noktalarında dev çelik kapılar bulunuyor. Yaklaşık 110 metre derinlikte olan bizim girdiğimiz istasyona tek bir yürüyen merdivenle iniliyor. İniş yaklaşık 3-4 dakika sürüyor. Hatlarda, Batı Almanya’dan ikinci el alınmış vagonlar halen çalışıyor. Yenileri ise Kuzey Kore tarafından yapılmış ve kısa bir süre önce hizmete girmiş. Metroyu günde 300 bin kişinin kullandığı söyleniyor.

Halkın başkentte metro dışında kullandığı diğer taşıtlar, otobüs, tramway, troleybüs ve taksi. Ancak az sayıda olan taksiyi kimler kullanabiliyor pek bilmiyorum. Tüm bu taşıtların dışında halkın büyük bir kısmı ya bisiklete biniyor ya da yürüyor. Her gün işine yürüyerek gidip gelen binlerce kişi görmek mümkün sokaklarda…

009 FSMS1600 - Kuzey Kore’de Değişim Rüzgarı

Kim İl-Sung’un doğum günü kutlamalarında dans eden gençler…

Kim İl-Sung’un doğum günü kutlamaları

Kuzey Kore kurucu lideri Kim İl-Sung’un doğum günü (15 Nisan 1912) tüm ülkede resmi tatil ve çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. Biz de 15 Nisan tarihinde “Güneşin Günü” olarak adlandırılan bu özel kutlamalardan bazılarını fotoğraflama fırsatı bulduk. Bu tarihten birkaç gün önce bir sanat merkezini gezerken öğle arasında yüzlerce insan bahçeye çıkarak bir çeşit dans provası gerçekleştirmişti. Sonradan öğrendik ki o gün gördüğümüz dans provaları 15 Nisan içinmiş. Pyongyang’ın çeşitli yerlerinde resmi olmayan pek çok özel etkinlik ve dans gösterileri yapılıyor. Resmi gösteriler ise disiplinli binlerce gencin katıldığı kitle dansları ile yapılıyor ve yaklaşık 1 saat sürüyor. Dans bitiminde de bu gösteriye katılan gençler yine belli bir düzen içerisinde alandan ayrılıyor.

15 Nisan akşamında Juche Kulesi’nin tam karşısında, güzel bir nehir gemisi içerisinde akşam yemeğimizi yedikten sonra müthiş bir havai fişek gösterisi izledik. Havai fişek fotoğrafları pek ilgi alanım değildir. Ancak bu gösteri o kadar uzun sürdü ki çeşitli denemeler yapma fırsatı da buldum doğrusu.

Alış-veriş, para birimi…

Kuzey Kore’de turist olarak kullanabileceğiniz üç para birimi var. Dolar, Euro ya da Yuan… Kendi para birimi olan Wonu kullanmanız mümkün değil. Gittiğiniz alış-veriş yerlerinde ve diğer tüm harcamalarınızda Dolar, Euro ya da Yuan kullanılıyor. Tabi ki fiyatlar turistler için belirlenmiş ve hiç de ucuz değil. Fiyat hesaplamaları biraz garip ve uzun… Sürekli birkaç para birimi arasında çeviri yapıp duyuyorlar. Örneğin şık bir kafede içtiğiniz Latte’ye 5 Euro ödüyorsunuz ya da kötü baskılı bir t-shirt’e 15 Euro…

Çok güzel birkaç sanat galerisi de gezdik. Farklı teknikler ve boyutlardaki resimler, heykelcikler, el boyaması eşyalar bu tür şeylere meraklı olanlar için cazip olabilir. Ancak dediğim gibi ucuz bir şey bulmayı beklemeyin.

Ancak bu gezimizde bize bir de sürpriz yaptılar ve sadece yerel halkın gidebildiği bir alış-veriş merkezine gideceğimiz söylendi. Burada ilk ve son defa döviz bozdurup, Kuzey Kore parasını kullanabilecektik. Ancak bir sorun vardı, o da fotoğraf çekmek kesinlikle yasaktı. Gittiğimiz bu alış-veriş merkezi büyükçe ve üç katlı bir yerdi. Birinci kat, yiyecek, içecek, sebze, meyve türü şeylere ayrılmıştı. Çok küçük bir bölümünde ise birkaç TV ve bir iki çamaşır makinesi vardı. İkinci kat, kadın-erkek-çocuk giyim, ev eşyaları ve ev mobilyası bölümlerine ayrılmıştı. Üçüncü kat ise bizim AVM’ler gibi sadece yemek katıydı. Onlarca farklı restoran ve yemek satıcıları vardı. Zaman zaman bazı noktalarda fotoğraf çekmeye yeltensem de sürekli ikaz edildim. Sadece iki yerde fark edilmeden fotoğraf çekebildim.

Böylece ilk defa yerel bir markette, yerel para birimini kullandık. Markette harcamak için 10 Euro bozdurdum. Yerel çaylar ve bazı yiyecekler alırım diye düşünmüştüm. Aldım da, ancak hiçbir ürünün üzerinde Korece’den başka bir dilde yazı olmadığı için aldıklarım pek işe yaramadı doğrusu. Sonuçta 10 Euro’da bitmedi zaten…

012 342A6532 - Kuzey Kore’de Değişim Rüzgarı

Panmunjom Köyü, sınırın sıfır noktası…

Panmunjom Köyü ve DMZ

Kore Savaşı’nda 1953 yılında yapılan ateşkes anlaşması halen geçerliliğini koruyor. Yani henüz bir barış anlaşması imzalanmış değil. Kuzey ve Güney Kore sınırındaki Panmunjom Köyü bir tampon bölge… Savaştan önce adı pek bilinmeyen bu bölge şimdilerde konumu ve tarihi önemi nedeniyle ilgi odağı olmuş durumda. Bu sınır noktasındaki mavi barakalar, 27 Nisan 2018 tarihinde Güney Kore Devlet Başkanı Moon Jae-in ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-un el sıkıştığı sınırın 38. paralel sıfır noktası… Sınır bölgesi bu barakaları da ikiyi bölüyor. Sınır içerisindeki toplantı masasının bile tam ortasından geçiyor. Burada bile 1cm sınır ihlaline izin verilmiyor. Ateşkes anlaşması esasında bu mavi barakalarda değil, sınırdan biraz daha içeride yer alan ve şu anda Barış Müzesi olarak adlandırılan küçük bir barakada imzalanmış. Pyongyang’dan sıfır noktasına gelirken yolda 6-7 asker kontrol noktasından geçiliyor ve yol yaklaşık 3 saat sürüyor.

013 342A6581 - Kuzey Kore’de Değişim Rüzgarı

Sınır bölgesine yakın Kaesong şehrinden bir kare…

Kuzey Kore hakkında anlatacaklarım esasında bu kadar değil tabi. Ancak bir yerde sonlandırmak gerekiyor. Size şunu söyleyebilirim ki, Kuzey Kore hakkında yalan yanlış pek çok hikayenin ortalıkta dolaşmasının en büyük nedeni, ilgi çekici bir hikayeye herkesin inanabilmesi ve önyargılar… Burada popüler taktikler de işe yarıyor; abartı, komedi, trajedi ve korku… Binlerce kilometre uzakta yaşayan ve çok farklı bir kültüre, imkanlara sahip batılıların, hatta bizim bile Kuzey Kore’yi ve yaşananları anlaması çok zor. Sanırım biraz önyargılarımızdan kurtulup olaya öyle bakmakta fayda var.

YORUMLAR

WORDPRESS: 0