<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kompozisyon | Fotoğraf Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.fotografdergisi.com/etiket/kompozisyon/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.fotografdergisi.com</link>
	<description>Fotoğraf severler için...</description>
	<lastBuildDate>Sat, 28 Nov 2020 19:09:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>
	<item>
		<title>Kompozisyon kuralları eskidi mi?</title>
		<link>https://www.fotografdergisi.com/kompozisyon-kurallari-eskidi-mi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=kompozisyon-kurallari-eskidi-mi</link>
					<comments>https://www.fotografdergisi.com/kompozisyon-kurallari-eskidi-mi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[haber servisi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Jul 2012 13:17:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[kompozisyon]]></category>
		<category><![CDATA[sabit kalfagil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fotografbilgimerkezi.com/?p=1973</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birçok fotoğrafçıya bu soruyu sordurtan nedenleri tahmin edebiliyorum. Kompozisyon konusunda yazılıp söylenenlere karşın bunlarla taban tabana zıt örnekler görüyorsunuz. Bunları yapanlar bu tavırlarını ısrarla tekrarlıyorlar ve çok kısa zamanda popüler oluyorlar. Bir kez şunu düzeltelim! Onlar, bu işleri yüzünden popüler oluyor değiller; popüler olmak için ısrarlı oldukları için bunu başarıyorlar.</p>
The post <a href="https://www.fotografdergisi.com/kompozisyon-kurallari-eskidi-mi/">Kompozisyon kuralları eskidi mi?</a> first appeared on <a href="https://www.fotografdergisi.com">Fotoğraf Dergisi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 16px;"><span style="color: #696969;"><em><strong>Yazar: Prof. Sabit Kalfagil</strong></em></span></span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><span style="color: #000000;">Birçok fotoğrafçıya bu soruyu sordurtan nedenleri tahmin edebiliyorum. Kompozisyon konusunda yazılıp söylenenlere karşın bunlarla taban tabana zıt örnekler görüyorsunuz. Bunları yapanlar bu tavırlarını ısrarla tekrarlıyorlar ve çok kısa zamanda popüler oluyorlar. Bir kez şunu düzeltelim! Onlar, bu işleri yüzünden popüler oluyor değiller; popüler olmak için ısrarlı oldukları için bunu başarıyorlar. İşleri de belki biraz katkıda bulunuyor. Günümüz insanı çok meşgul ve görüntüye fazlasıyla tok olduğu için, sizi keşfetmesi şöyle dursun, sizinle ilgilenecek halde değil. Onun ilgisini ancak tacizle, sürekli önüne çıkarak ve biraz da yapacağınız tuhaflıklarla çekebilirsiniz.</span></span></p>
<p><a href="http://fotografbilgimerkezi.com/wp-content/uploads/2012/07/SK-komp.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-1974 aligncenter" title="SK komp" src="http://fotografbilgimerkezi.com/wp-content/uploads/2012/07/SK-komp.jpg" alt="" width="400" height="400" srcset="https://www.fotografdergisi.com/wp-content/uploads/2012/07/SK-komp.jpg 400w, https://www.fotografdergisi.com/wp-content/uploads/2012/07/SK-komp-150x150.jpg 150w, https://www.fotografdergisi.com/wp-content/uploads/2012/07/SK-komp-300x300.jpg 300w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" /></a></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><span style="color: #000000;">Genelde fotoğraf estetiği, özellikle de kompozisyon konusunda, bazı noktalara değinelim. Bir kere estetik, bir süsleme bilgisi değildir. Günlük yaşamımızda en çok yer alan mimarlıktan örnek verirsek; yapıların kaba kısmını inşaatçı mimar denen adamın yapıp bitirdiği sonra adına dekoratör mimar denen kişinin yapıyı teslim alıp giydirdiği günler 19. yy’da kaldı. Modernizmle birlikte, yapının bir tek tasarımcının işi olduğu ve onun, kaba yapıdan itibaren diğer tasarımcıları bir orkestra gibi yönettiği gerçeği kabul edildi. Hatta dekorasyon denen şeyin bir üst yapı olmadığını ifade eden bir söz vardır, <strong>&#8220;dekorasyon cinayettir&#8221;</strong> diye. Bu lezzetli bir yemeği, sonradan eklenen bir sosla rezil etmeye benzer.</span></span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><span style="color: #000000;">Çevremize bakacak olursak, ondaki tüm güzelliklerin bir işlev yüzünden böyle olduğunu, hiçbir şeyin kasten, güzel olsun diye yaratılmadığını keşfedebilirsiniz. Güzellik, pastanın üstüne sıkılan krema gibi ekleme bir öğe değildir, yapısaldır. Güzel olan yaradılıştandır. Makyaj, onu güzel yapmaz, dışına sahte bir kabuk imal eder.</span></span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><span style="color: #000000;">Bize düşen, çevremizdeki tüm öğelere bakıp onların yapısallığını kavramak ve onları kendi yaradılış doğasına uygun biçimde fotoğrafa geçirmektir. Karşımızdaki bir salkım üzüm, nereden bakarsınız bakın aynı üzüm değildir. Belli bir bakışa göre, belli bir ışık altında, belli bir arka plan önünde, daha çok kendisi gibidir. Hatta belki daha çok sizin üzümünüzdür.</span></span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><span style="color: #000000;">Ben yaşamı boyunca ışığı fark etmemiş, onun objelere ne yaptığını anlayamamış fotoğrafçılar gördüm. <strong>Yıllardır fotoğraf çektiği halde fotoğrafta arka planın önemini kavrayamamış fotoğrafçılar gördüm. Fotoğrafı, objenin karşısına geçip onu çerçeveye yerleştirmekten ibaret sayanlar pek de az değiller.</strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><span style="color: #000000;">Fotoğrafın yapısal bilgileri bizi, çevreye bakarken daha donanımlı kılmaya yarar. Bir bakıma, bize görmeyi öğretir. Bunun daha çok <strong>&#8220;kompozisyon kuralları&#8221;</strong> veya prensipleri gibi algılanması edilgin bir kavrayıştır. Yapacağı işlemi bir dış emir ve reçeteye göre yapma ve böylece işin uygunluğunu garanti edip sorumluluktan kurtulma isteğidir. Ne yazık ki, böyle şifalı ve mucizevi reçeteler mevcut değil.</span></span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><span style="color: #000000;"><strong>Pekiyi, öyleyse kompozisyon bilgileri nedir?</strong> Bu bilgiler, insanlık tarihi boyunca yaşanmış deneyimlerin bir özeti, bir ortalama sağduyu rehberidir, emredici değildir. Haber vericidir. Tepki duymayı, kafa tutmayı haklı gösterecek bir buyurganlığı yoktur. <strong>Uzun bir geçmişin birikimi olan ve zaman içinde ağır bir evrim geçirmiş olan bu bilgiler, nasıl oluyor da ani bir şekilde hükümsüz oluyorlar?</strong> İnsanın sağduyusu keskin bir viraj mı aldı, bir sıçrama mı yaptı ki beğendiği ve beğenmediği şeyler yer değiştirdi. Burada sert bir değişimden söz ediliyorsa, bu hücrelerimize, genlerimize kadar yerleşmiş tercihlerimizin değiştiği anlamına gelmez. Gerçi dönüp sanat tarihine bakacak olursak, insanoğlunun rahat durmadığını, akıllı bir Romanesk dönemden uçuk bir Gotik döneme, sonra akılcı ve insancıl Rönesans’a, daha da sonra çılgın bir Barok döneme geçtiğini görürüz. Ne var ki bu değişimler ikişer üçer yüzyıl almıştır. Bugünkü ani değişiklikse iki nedene bağlanabilir:</span></span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><span style="color: #000000;">1- İkinci Dünya Savaşı Avrupa’yı harap etti. O sırada egemen olan Modernizm akımı ve özellikle Bauhaus etkisiyle, kısa zamanda, yeterince olgunlaşmamış tasarımlarla, çok sayıda tekdüze ve ruhsuz yapılar üretildi. Bu her şeyi akla ve işleve bağlayan akım, bir karşı akıma neden oldu. Bu da &#8220;postmodernizm&#8221;dir. Hiçbir şeyi ciddiye almayan, hiçbir şeye saygı duymayan bu alaycı akım, bütün kurallara karşı koydu. Kanımca, ileride ibretle anılacak ürünler verdi. Kurallara karşı olmak, bir bakıma kutsandı.</span></span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><span style="color: #000000;">2- Yaşadığımız günlerdeki iletişim bombardımanı, insanların kafalarını serseme çevirdi. Bugünler, tüm algı potansiyellerinin esir alınıp felç edildiği günlerdir. Bu yarı narkotik ortamda, insanların ilgi ve algı eşikleri ciddi şekilde yer değiştirmiştir. Onların ilgileri doğal tercih ve eğilimlere uygun işlerle değil, balyoz etkisi yapacak işlerle çekilebilir. İşte bu yüzden, günümüz hep aykırı arayışlar dönemi oldu.</span></span></p>The post <a href="https://www.fotografdergisi.com/kompozisyon-kurallari-eskidi-mi/">Kompozisyon kuralları eskidi mi?</a> first appeared on <a href="https://www.fotografdergisi.com">Fotoğraf Dergisi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fotografdergisi.com/kompozisyon-kurallari-eskidi-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kompozisyona dair</title>
		<link>https://www.fotografdergisi.com/kompozisyona-dair/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=kompozisyona-dair</link>
					<comments>https://www.fotografdergisi.com/kompozisyona-dair/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[haber servisi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Dec 2011 12:13:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[kompozisyon]]></category>
		<category><![CDATA[sabit kalfagil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fotografbilgimerkezi.com/?p=946</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsandaki güzellik duygusu tamamen sezgiseldir. Milyon yıllık geçmişimizde ilk önce sahip olduğumuz temel güvenlik benzeri ihtiyaçlarımıza bağlı kaygılarımızı rahatlatan olgular ile bunların tersi durumlar, bizde huzur güven gibi sonuçları ya da bunların tam karşıtlarını oluşturmuştur. Bunların milyonlarca kez tekrarı öylesine bir birikim oluşturur ki bunlar artık genlerimize geçer ve insan neslinin belleği haline gelir.</p>
The post <a href="https://www.fotografdergisi.com/kompozisyona-dair/">Kompozisyona dair</a> first appeared on <a href="https://www.fotografdergisi.com">Fotoğraf Dergisi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #696969; font-size: 12pt;"><em><strong>Yazar: Prof. Sabit Kalfagil</strong></em></span></p>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Kompozisyon kitabı beşinci kez basılıyor. Hazır reçetelerin revaçta olduğu günümüzde bu ilgi elbette şifalı otlarla ilgili bazı kitapların tirajı ile kıyaslanamaz. Ama okuyucu beklentilerinin aynı soydan olduğunu düşünüyorum. Neden böyle söylüyorum, çünkü bu konu ile ilgili söyleşilerimin sonunda dinleyicilerden hiç değilse bir bölümünün <strong>“Lafı uzatmadan bize şunun püf noktasını anlatıver” </strong>yollu beklentilerini (!) hissediyorum.</span></p>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Çocukluğumda Elazığ’daki bağ evinde bazı yaz geceleri damda yatardım. O kuru iklimde gökyüzü çok berrak yıldızlar elinizi uzatsanız tutulacakmış gibi yakın görünürdü. Öyle ki, onların büyüklük ve parlaklık farklarının hissedebilirdiniz. Ara mesafelerle yıldız parlaklıkları arasındaki denge ve yıldızların dağılımındaki uyum hayranlık uyandıracak kadar kusursuzdu.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-size: 14px;"><a href="http://fotografbilgimerkezi.com/wp-content/uploads/2011/12/1-800px-pleiades_large.jpg"><img decoding="async" class="size-full wp-image-947 aligncenter" title="1 800px-pleiades_large" src="http://fotografbilgimerkezi.com/wp-content/uploads/2011/12/1-800px-pleiades_large.jpg" alt="" width="567" height="409" srcset="https://www.fotografdergisi.com/wp-content/uploads/2011/12/1-800px-pleiades_large.jpg 567w, https://www.fotografdergisi.com/wp-content/uploads/2011/12/1-800px-pleiades_large-300x216.jpg 300w" sizes="(max-width: 567px) 100vw, 567px" /></a></span></span></p>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Herhalde en az bir milyon yıl önce bir mağaranın önünde gökyüzüne bakan kişi de aynı hayranlıkla ya da şaşkınlıkla gökyüzüne bakıyor olmalıydı. Aynı insan, gün boyu avladığı bir balığın pullarına, bir salyangoz kabuğuna altında sırtüstü yattığı ağacın gövdesinden fışkıran dalların, sonra daha ince dalların dağılımına da aynı hayranlık ya da şaşkınlıkla bakıyor olmalıydı.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-size: 14px;"><a href="http://fotografbilgimerkezi.com/wp-content/uploads/2011/12/2liler.jpg"><img decoding="async" class="size-full wp-image-948 aligncenter" title="2liler" src="http://fotografbilgimerkezi.com/wp-content/uploads/2011/12/2liler.jpg" alt="" width="567" height="508" srcset="https://www.fotografdergisi.com/wp-content/uploads/2011/12/2liler.jpg 567w, https://www.fotografdergisi.com/wp-content/uploads/2011/12/2liler-300x268.jpg 300w" sizes="(max-width: 567px) 100vw, 567px" /></a></span></span></p>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Bundan elli bin yıl önce <strong>Etiyopya’da</strong> bir grup insan ertesi günkü avdan önce meydandaki ateşin etrafında dans ederken arkadaki kayalıklarda birisi meşale ışığında kaya yüzüne av öyküleri çiziktiriyordu.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-size: 14px;"><a href="http://fotografbilgimerkezi.com/wp-content/uploads/2011/12/3-Bhimbetka_Cave_Paintings2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-949 aligncenter" title="3" src="http://fotografbilgimerkezi.com/wp-content/uploads/2011/12/3-Bhimbetka_Cave_Paintings2.jpg" alt="" width="567" height="472" srcset="https://www.fotografdergisi.com/wp-content/uploads/2011/12/3-Bhimbetka_Cave_Paintings2.jpg 567w, https://www.fotografdergisi.com/wp-content/uploads/2011/12/3-Bhimbetka_Cave_Paintings2-300x249.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 567px) 100vw, 567px" /></a></span></span></p>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Bundan otuz bin yıl önce <strong>Pireneler’de Lascaux’daki</strong> bir mağarada adamın biri bu kez önündeki çanaklardan aldığı boyalarla mağara duvarına inanılmaz güzellikte hayvan resimleri boyuyordu. Bunlar Etiyopya’daki adamın çizdiği çöp adamlara göre büyük bir gelişme gösteriyordu.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-size: 14px;"><a href="http://fotografbilgimerkezi.com/wp-content/uploads/2011/12/4-cave_painting_horse.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-950 aligncenter" title="4 cave_painting_horse" src="http://fotografbilgimerkezi.com/wp-content/uploads/2011/12/4-cave_painting_horse.jpg" alt="" width="567" height="362" srcset="https://www.fotografdergisi.com/wp-content/uploads/2011/12/4-cave_painting_horse.jpg 567w, https://www.fotografdergisi.com/wp-content/uploads/2011/12/4-cave_painting_horse-300x191.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 567px) 100vw, 567px" /></a></span></span></p>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Bundan dört bin yıl önce <strong>Nil Vadisi’ndeki Komombo’da</strong> bir usta granit tapınak duvarına çizdiği öyküyü bu kez boya ile değil keski ile rölyef olarak gerçekleştiriyordu. Lascaux’daki gerçekçi resme karşın bu kez iyice stilize edilmiş daha rafine ifade biçimleri ortaya çıkıyordu.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-size: 14px;"><a href="http://fotografbilgimerkezi.com/wp-content/uploads/2011/12/5-atE107sIsisRelief.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-951 aligncenter" title="5 atE107sIsisRelief" src="http://fotografbilgimerkezi.com/wp-content/uploads/2011/12/5-atE107sIsisRelief.jpg" alt="" width="360" height="567" srcset="https://www.fotografdergisi.com/wp-content/uploads/2011/12/5-atE107sIsisRelief.jpg 360w, https://www.fotografdergisi.com/wp-content/uploads/2011/12/5-atE107sIsisRelief-190x300.jpg 190w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" /></a></span></span></p>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Bundan bin beş yüz yıl önce <strong>İstanbul Ayasofya’sında mimar İzidor’un</strong> mozaik ustası apsis’in tam üstündeki yarım kubbe altına kurduğu iskeleye çıkmış, Meryem ve İsa’dan oluşan kompozisyonun rötuş ve temizlik işlerine nezaret ediyordu.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-size: 14px;"><a href="http://fotografbilgimerkezi.com/wp-content/uploads/2011/12/6.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-952 aligncenter" title="6" src="http://fotografbilgimerkezi.com/wp-content/uploads/2011/12/6.jpg" alt="" width="370" height="567" srcset="https://www.fotografdergisi.com/wp-content/uploads/2011/12/6.jpg 370w, https://www.fotografdergisi.com/wp-content/uploads/2011/12/6-195x300.jpg 195w" sizes="auto, (max-width: 370px) 100vw, 370px" /></a></span></span></p>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Bundan beş yüz sene önce <strong>Roma’daki Sen Pierre Kilisesi</strong> yanındaki SixTin şapelinde tavan resimleri için kurulmuş iskeleye sırt üstü yatmış Mikelanj usta, tavana çizdiği sonu gelmez öykülerin kaba boya işlerini çıraklarına bırakmış bir türlü geçmeyen sırt ağrılarını dindirmeye çalışıyordu.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-size: 14px;"><a href="http://fotografbilgimerkezi.com/wp-content/uploads/2011/12/7-tavan-Pillar2-Supernatural-GodCreates-Man-Sistine-Chapel.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-953 aligncenter" title="7 tavan Pillar2-Supernatural-GodCreates-Man-Sistine-Chapel" src="http://fotografbilgimerkezi.com/wp-content/uploads/2011/12/7-tavan-Pillar2-Supernatural-GodCreates-Man-Sistine-Chapel.jpg" alt="" width="567" height="304" srcset="https://www.fotografdergisi.com/wp-content/uploads/2011/12/7-tavan-Pillar2-Supernatural-GodCreates-Man-Sistine-Chapel.jpg 567w, https://www.fotografdergisi.com/wp-content/uploads/2011/12/7-tavan-Pillar2-Supernatural-GodCreates-Man-Sistine-Chapel-300x160.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 567px) 100vw, 567px" /></a></span></span></p>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">İnsanoğlunun milyon yıllık gözlemleri ile mayalanan ve elli bin yıllık uygulama süreci ile mükemmelleşen bugün adına güzellik denen bu doğru denge, uyum ve benzeri kaliteler artık insanoğlunun genlerine geçmiş bulunuyordu. Öyle ki 17 Y.Y’da İsac Newton evrendeki bu büyük düzenin matematiğini keşfettiğinde insanoğlu sezgisel anlamda bu düzen duygusuna çoktan sahip olmuş bulunuyordu.</span></p>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">İnsanda bu duyguyu yaratan, objelerin görsel kaygılarla düzenlenmesi değil o objelerin kendi doğasının gereği olarak birbirine göre konumlanması, uzayda yer almasıdır. Bilmiyorum ebru teknesini gören var mı? Dikdörtgen bir tekne içine kitreli su doldurulur. Üzerine hazırlanmış sıvı boyalar damlatılır veya fırça ile sıçratılır. Öyle ki su üstünde rastgele renkli benekler oluşur. Sonra bir el, ya ebru teknesinin kenarına vararak suyu dalgalandırır ya da bir süpürge çöpü ile su yüzünü hafifçe hareketlendirir. Sonra su yüzüne bir kağıt bırakarak oradaki renkleri çekip alır. Karşılaşılan desen olağanüstüdür. İnsanın fırça ya da başka bir aletle benzer bir desen yaratması da olanaksızdır.  İsterseniz mevcut desene bakarak kopya etmeye çalışın, alacağınız sonuç, o desenin kaba bir karikatürü olur. Dünyanın en güçlü bileğine sahip olmanız, çok büyük bir ressam olmanız da bunu çözemez.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-size: 14px;"><a href="http://fotografbilgimerkezi.com/wp-content/uploads/2011/12/8-ebru-P3220571.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-954 aligncenter" title="8" src="http://fotografbilgimerkezi.com/wp-content/uploads/2011/12/8-ebru-P3220571.jpg" alt="" width="567" height="425" srcset="https://www.fotografdergisi.com/wp-content/uploads/2011/12/8-ebru-P3220571.jpg 567w, https://www.fotografdergisi.com/wp-content/uploads/2011/12/8-ebru-P3220571-300x224.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 567px) 100vw, 567px" /></a></span></span></p>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Maddenin kendi doğasına bağlı olarak içinde barındırdığı denge ve uyum, her ne derseniz deyin onun kendi haline bırakılması halinde çirkin ve dengesiz bir şekilde konumlanmasını engeller. İnsan eliyle yapılacak aşırı müdahaleler onu ancak çirkinleştirebilir. Hal böyle iken nedense, estetik denince bunun insan eliyle, sonradan yapılan biçimsel bir katkı, bir üst yapı öğesi olduğu sanılıyor. Oysa bana göre estetik yapısaldır. Sadece maddenin doğasına uygun davranılarak güzelliğe ulaşılabilir. Başka bir değişle estetik sonradan eklenen bir süs değil, yapısallığın sonucudur. Yeterince doğru yapılanmış oluşumlar aynı zamanda güzeldir. Başka bir değişle; doğru ve güzel ayrı şeydir. Balıklar yaşadıkları ortama göre gelişip biçimlenmişlerdir. O nedenle ayakları değil, yüzgeçleri vardır. Kısmen denizde, kısmen karada yaşayan penguenlerin ayakları tastamam bu anfibik yaşama göre yapılanmıştır. Oysa savanlarda yaşayan ve yırtıcı etoburlardan korunmaları birincil öncelikte olan antilopların bacakları ve gövdeleri tastamam bu ihtiyaca göredir.</span></p>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Ama kimileri onların güzel olsun diye yaratıldıklarını zannediyor olabilir. Bu örnekleri istediğinizce çoğaltabilirsiniz. Su birikintilerinde oluşan kimi tek hücreli canlıların protoplazması içindeki klorofil tanecikleri sayesinde sahip olduğu fotosentez özelliği ile yer aldığı bitki-hayvan arası pozisyonundan başlayıp en eski bitkilerden eğreltilerin yaprak biçimlerinin nedenlerini kurcalayabiliriz. Sonra denizlerde başlayan hayatın karalara geçişte sahip olduğu biçim değiştirdiğini izleyebiliriz. Dört elli primatlardan ayağa kalkmış ilk insanın ayak ve kollarındaki biçim değişikliğine, omurgalarındaki güçlenmeyi (ki hala yeterli sayılmayabilir) gözden geçirebiliriz. Bütün bunların sonunda ortaya çıkan formların, güzellik arayışı gibi bir irade ile ilgisi yoktur. Ortaya çıkan formların hepsi kendi oluşum nedenlerinin sonucudur. Ne kadar doğru iseler o kadar güzeldirler. Ne var ki doğadaki bu nedenselliğin yürütüldüğü bu akışkan gidiş ebru teknesindeki sıvının çalkantısına benzer bir kaotik oluşumda, determinizmden çok olasılıklar sahnededir.  Dolayısı ile oluşum nedeni ayrı olan türlerin oluşumundaki bu mükemmellik farkı bu çalkantıdaki olasılıkların sonucudur.</span></p>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">İnsandaki güzellik duygusu tamamen sezgiseldir. Milyon yıllık geçmişimizde ilk önce sahip olduğumuz temel güvenlik benzeri ihtiyaçlarımıza bağlı kaygılarımızı rahatlatan olgular ile bunların tersi durumlar, bizde huzur güven gibi sonuçları ya da bunların tam karşıtlarını oluşturmuştur. <strong>Bunların milyonlarca kez tekrarı öylesine bir birikim oluşturur ki bunlar artık genlerimize geçer ve insan neslinin belleği haline gelir.</strong> Bu sezgisel yargıların ülkeden ülkeye eğitime bağlı olarak küçük büyük bazı değişimler gösterdiği doğrudur. Ayrıca moda gibi, akımlar gibi bazı zararlı önyargılar yüzünden saflığını yitirdiği de görülmektedir. Ama ne var ki gene de tüm insanlığın paylaştığı temel doğrular yani güzellikler mevcut. Ben bunun insanlığın tutunacağı tek dal olduğunu düşünüyorum. Hepimizin genlerinde bulunan bu insanlık mirasının önünde tekrar söylüyorum bazı engeller var; <strong>önyargılar, moda, trend</strong> gibi baskı unsurları var. Bunlardan kurtulup kendi özgün değer yargılarımıza kavuşabiliriz. Eğitim buna yardımcı olabilirdi. Ne var ki günümüzün oportünist kaygılarının eğitimden beklediği pratik başarı reçeteleridir. Çoğu kez konferanslarda adeta şu taleple karşılaşırım; <strong>“Hocam, şunun kestirme bir reçetesi yok mu?” </strong></span></p>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Bu kestirme merakı neredeyse otomobil kullanmayı da reçetelere bağlayacak. Herkes ehliyet almadan asgari miktarda alıştırma yapar. Ancak gerçek anlamda şoför olmak bazı reflekslerin kazanılmasına bağlıdır. Belki bunlar genlerimizde mevcuttur ama harekete geçirilmeyi bekler. Ancak birkaç yüz bin kilometre yaptıktan sonra bu refleksler işlerlik kazanır.</span></p>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><strong>Fotoğraf çekmek bir refleks işidir.</strong> Çoğu kez konu karşısında uzun uzun ölçüp biçecek, bilgileri anımsayıp uygulamaya koyacak vakit yoktur. Bunun yerine sahne karşısında fotoğrafın bitmiş halini hayal edip onu gerçekleştirecek refleksi harekete geçirmek tek çıkar yoldur. Bu sporda olduğu gibi belli kondisyonu kazanmak ve korumakla olur.</span></p>The post <a href="https://www.fotografdergisi.com/kompozisyona-dair/">Kompozisyona dair</a> first appeared on <a href="https://www.fotografdergisi.com">Fotoğraf Dergisi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fotografdergisi.com/kompozisyona-dair/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
