<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>fotoğraf okuma | Fotoğraf Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.fotografdergisi.com/etiket/fotograf-okuma/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.fotografdergisi.com</link>
	<description>Fotoğraf severler için...</description>
	<lastBuildDate>Sat, 28 Nov 2020 18:56:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>
	<item>
		<title>Fotoğrafları Nasıl Değerlendiririz?</title>
		<link>https://www.fotografdergisi.com/fotograflari-nasil-degerlendiririz/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=fotograflari-nasil-degerlendiririz</link>
					<comments>https://www.fotografdergisi.com/fotograflari-nasil-degerlendiririz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[haber servisi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2015 09:43:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Profesyonellerden öneriler]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf okuma]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Güler Ertan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fotografbilgimerkezi.com/?p=5496</guid>

					<description><![CDATA[<p>Fotoğraf, iki farklı değerlendirme metodu ile yorumlanabilir. Bu değerlendirme metotlarından biri teknik açıdan değerlendirmedir. Diğeri ise; içerik analizi, biçimsel ve içeriksel değerlendirmedir.</p>
The post <a href="https://www.fotografdergisi.com/fotograflari-nasil-degerlendiririz/">Fotoğrafları Nasıl Değerlendiririz?</a> first appeared on <a href="https://www.fotografdergisi.com">Fotoğraf Dergisi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#696969;"><em><strong><span style="font-size:16px;">Yazar: Prof. G&uuml;ler Ertan</span></strong></em></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:16px;"><strong>&quot;Fotoğrafları nasıl değerlendirirsiniz?&quot;</strong> sorusunun tarafıma sorulması &uuml;zerine bu konuda hazırladığım bir metni sizlerle paylaşmak istedim. Fotoğraf, iki farklı değerlendirme metodu ile yorumlanabilir. Bu değerlendirme metotlarından biri teknik a&ccedil;ıdan değerlendirmedir. Diğeri ise; i&ccedil;erik analizi, bi&ccedil;imsel ve i&ccedil;eriksel değerlendirmedir. Fotoğraf karelerinde ilgi odağının belirlenmiş olup olmaması, değerlendirmede son derece &ouml;nemlidir. Fotoğrafın değerlendirmesindeki bir diğer &ouml;nemli nokta, ışığın kaynağıdır. Fotoğrafta kullanılan ışık doğal ya da yapay olabilir. Yapay ışık, d&uuml;zeltme filtreleri veya sayısal sistemde bu ayarlar fotoğraf makinesinin &uuml;zerinde yapılabilir. G&uuml;n ışığında fotoğraf ise, ışık durumuna g&ouml;re g&uuml;n&uuml;n en uygun saatlerinde &ccedil;ekilmelidir. Işık en &ouml;nemli etkenlerden biridir &ccedil;&uuml;nk&uuml; fotoğrafta &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; boyut ışık ile elde edilir. Kar, su, beyaz ve siyah zeminler pozlandırılırken bulunulan koşullara uygun olarak eksi veya artı pozlandırmalar yapılabilir. Kompozisyon kurallarına daima &ouml;zen g&ouml;sterilmelidir. <strong>Bu kurallar;</strong> ritmik yapı, ufuk &ccedil;izgisi, doku ve detay, kontrast ayarı, doğru baskı, yalınlık (konu ile ilgisi olmayan ve leke dağılımının dengesini olumsuz etkileyen g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerin kadraj dışında bırakılması)</span></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:16px;"><strong>Optik bilgiler</strong> (Mimari &ccedil;ekimlerde perspektif bilgileri, renklerin uyumu veya zıtlığı)</span></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:16px;"><strong>Ton değerleri</strong> siyah-beyaz ve renkli baskılar i&ccedil;in photoshop ve benzeri yazılımlarda yapılan işlemler v.b. olarak sıralanabilir. Fotoğrafa diğer bir a&ccedil;ıdan baktığımızda ise fotoğraf, resim sanatına kıyasla daha kolay g&ouml;r&uuml;nse de ger&ccedil;ek bu değildir. Fotoğraf, &ccedil;ekimlerinde sabır, titizlik, optik ve ışık bilgisinin yanı sıra estetik, kompozisyon ve &ouml;ng&ouml;r&uuml; isteyen bir iştir. &Ouml;rneğin fotoğraf&ccedil;ının d&uuml;ş&uuml;ncelerinin ger&ccedil;ekleşebilmesi i&ccedil;in istenmeyen objelerin veya canlıların kadrajdan &ccedil;ıkıp gitmesini bekleme ve konuya bakış a&ccedil;ısını belirlemek aynı zamanda ışığın durumunu da daima kontrol altında tutma mecburiyeti vardır. &Ccedil;ekilen fotoğraflar, bizleri g&uuml;n&uuml;m&uuml;zden ge&ccedil;mişimize bağlar. Her bir fotoğraf karesi o kayıp zamanları bize yeniden yaşatan anları vurgularken izleyicinin de ilgisini &ccedil;ekip &uuml;zerinde d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;rmelidir.</span></span></p>
<p><a href="http://fotografbilgimerkezi.com/wp-content/uploads/2015/02/gertan-fot2.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" alt="gertan fot2" class="aligncenter size-full wp-image-5499" height="333" src="http://fotografbilgimerkezi.com/wp-content/uploads/2015/02/gertan-fot2.jpg" width="500" srcset="https://www.fotografdergisi.com/wp-content/uploads/2015/02/gertan-fot2.jpg 500w, https://www.fotografdergisi.com/wp-content/uploads/2015/02/gertan-fot2-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></a><span style="color:#000000;"><span style="font-size:16px;">G&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerin analizi; bi&ccedil;imsel ve i&ccedil;eriksel olarak yapılabilir. Bi&ccedil;imsel analiz, g&ouml;r&uuml;nt&uuml;n&uuml;n estetik &ouml;ğelerinin okunmasıdır. Bunlar; doku, &ccedil;izgi, şekil, kontrastlık vb. estetik ve kompozisyon gibi &ouml;ğelerin incelenmesi ve yorumlanmasıdır. Bu &ouml;ğelere kısaca, fotoğraf okumalarındaki teknik analizler de diyebiliriz.</span></span></p>
<p><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><strong>İ&ccedil;erik analizi:</strong></span></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:16px;">G&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerden anlam &ccedil;ıkarabilmek i&ccedil;in yapılan analizdir. G&ouml;r&uuml;nt&uuml;n&uuml;n d&uuml;ş&uuml;nsel d&uuml;zeyi ya da yapısıdır. Sanat&ccedil;ının g&ouml;r&uuml;nt&uuml;y&uuml; oluşturduğu d&ouml;nemin ve yerin tarihsel ve toplumsal durumu, g&ouml;r&uuml;nt&uuml;y&uuml; okuyan kişinin siyasal, k&uuml;lt&uuml;rel ve sanatsal birikimi son derece &ouml;nemli bir role sahiptir. Bu değerlendirme y&ouml;ntemi, kişisel olmayan, bilimsel bir bakış a&ccedil;ısı gerektirir. Analiz etmek, ideolojik bir eylemdir. S&ouml;z konusu g&ouml;r&uuml;nt&uuml;, sanat nesnesi olsa da olmasa da iletişim ile ilgilidir. G&ouml;rsel iletişim en hızlı ve en kalıcı bi&ccedil;imde insanların belleklerinde yer alır ve etkiler. Siyaset, iktisat, sanat ve felsefe birbirinden soyutlanamaz. &Ouml;z&#39;&uuml; g&ouml;r&uuml;nt&uuml;den, i&ccedil;eriği ise bi&ccedil;imden ayrı d&uuml;ş&uuml;nemeyiz. &Ouml;z ile g&ouml;r&uuml;n&uuml;ş&uuml;n &ouml;zdeşliği, niceliği yani nesnelliği verirken, i&ccedil;erik ve bi&ccedil;im niteliği yani ger&ccedil;ekliği verir. Nesnel ger&ccedil;eklik denilen kavrama da b&ouml;yle ulaşılır. G&ouml;rselleri analiz ederken; &quot;Bu g&ouml;rselde ne var?&quot;, &quot;Konusu nedir?&quot;, &quot;Ne kadar başarılı?&quot;, &quot;Neyi anlatmak istiyor?&quot;, &quot;Sanat &uuml;r&uuml;n&uuml; m&uuml; yoksa değil mi?&quot; sorularının yanıtını ararız.</span></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:16px;"><strong>Nietzch&#39;e insanlığın iki temel sorunu vardır: Adaletsizlik ve anlamsızlık</strong>. Birine karşı hukuku bulduk, diğerine karşı sanatı&#8230; Ama insanlar hukuka ulaşamadı, sanat ise insanlara. Bir nesnenin sanat olabilmesi i&ccedil;in nitelik taşıması gerekmektedir. Bu nitelik, sanat eserinde bulunması gerekli olan kaideler ve temel kurallar ile kazanılabilir. Sanatı, imgeler aracılığı ile, ger&ccedil;ekliğin yeniden &uuml;retilebilmesi olarak d&uuml;ş&uuml;nebiliriz. Ger&ccedil;eklikten s&ouml;z ettiğimizde ise, anlamaktan ve yorumlamaktan s&ouml;z etmiş oluruz.</span></span></p>
<p><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><strong>Teknik değerlendirmeler:</strong></span></span></p>
<p><span style="font-size:16px;"><span style="color:#000000;">Teknik a&ccedil;ıdan kompozisyonun değerlendirilmesinde en &ouml;nemli noktalardan biri altın orandır. Kompozisyonun kuralı olan altın oran (altın kesit), (yaklaşık 2100 yıl &ouml;nce) M.&Ouml;. 1. Y&uuml;zyılda Romalı mimar Vitruvius tarafından konunun kitabı yazılmıştır. G&uuml;n&uuml;m&uuml;ze kadar pek &ccedil;ok kişi tarafından bu konu ile ilgili kitaplar yazılmaya devam edilmiştir. Altın oran, Mısır ve Yunanlıların t&uuml;m sanat dallarında kullandıkları bir kuraldır. Form&uuml;l&uuml; ise şudur: CB/AC= AB/CB= 1: 618Bu oranın değeri her &ouml;l&ccedil;&uuml; i&ccedil;in, 1.618 dir. Bu doğru par&ccedil;asının (AB) altın orana uygun bi&ccedil;imde iki par&ccedil;aya b&ouml;l&uuml;nmesi gerektiğinde, bu doğru &ouml;yle bir noktadan (C) b&ouml;l&uuml;nmelidir ki, k&uuml;&ccedil;&uuml;k par&ccedil;anın (AC) b&uuml;y&uuml;k par&ccedil;aya (CB) oranı, k&uuml;&ccedil;&uuml;k par&ccedil;anın (CB) b&uuml;t&uuml;n doğruya (AB) oranına eşit olsun. Fibonacci sayı dizisindeki sayıların birbirleriyle oranı olan ve </span><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Alt%C4%B1n_oran" title="Altın oran"><span style="color:#000000;">altın oran</span></a><span style="color:#000000;"> denilen 1,618 sayısı; doğada, sanatta ve hayatın her alanında g&ouml;r&uuml;len ve estetik ile bağdaştırılan bir sayıdır. Fibonacci dizisi, her sayının kendinden &ouml;nceki sayı ile toplanması sonucu oluşan bir sayı dizisidir. Bu şekilde devam eden bu dizide sayılar birbirleriyle oranlandığında altın oran ortaya &ccedil;ıkar, yani bir sayı kendisinden &ouml;nceki sayıya b&ouml;l&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;nde altın orana gittik&ccedil;e yaklaşan bir dizi elde edilir. Bu da bir Fibonacci dizisidir:4, 4, 8, 12, 20, 32, 52, &hellip; &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Fibonacci dizisi herhangi iki sayıdan başlayabilir.</span></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:16px;">Kompozisyonu etkileyen fakt&ouml;rlerden bir diğeri ise, fotoğraf&ccedil;ının bakış ve yerleştirme a&ccedil;ılarıdır. D&uuml;şey yerleştirilmiş bir kompozisyonda, dinamizm ve iddialılık duygusu, yatay yerleştirilmiş bir kompozisyonda ise sadelik duygusu &ouml;n plana &ccedil;ıkar. Kare i&ccedil;indeki diyagonal hareketler de bize dinamizmi algılatır. B&uuml;t&uuml;n bu genel kuralların yanı sıra kompozisyon i&ccedil;indeki yatay, dikey ve diyagonal &ccedil;izgilerin, dairesel formlar, &uuml;&ccedil;genler, kareler, dikd&ouml;rtgenler gibi geometrik formlar da anlatmak istediğimiz mesajı iletebilmemizi kolaylaştırabilir ve g&uuml;&ccedil;lendirebilir ya da zayıflaştırabilir. Bu etkiler, altın oran d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmeden de kullanılabilir. Fakat hangi durumda olursa olsun, fotoğrafı oluşturanlar; optiğin bilin&ccedil;li kullanımı, bakış a&ccedil;ısı, netlik, ışık, renk, ton değerleri, net alan derinliği gibi doğru verilerden oluşan fotoğraf karesi, doğru ve etkileyici olacaktır.</span></span></p>The post <a href="https://www.fotografdergisi.com/fotograflari-nasil-degerlendiririz/">Fotoğrafları Nasıl Değerlendiririz?</a> first appeared on <a href="https://www.fotografdergisi.com">Fotoğraf Dergisi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fotografdergisi.com/fotograflari-nasil-degerlendiririz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fotoğraf okumaları ya da hariçten gazel okuma</title>
		<link>https://www.fotografdergisi.com/fotograf-okumalari-ya-da-haricten-gazel-okuma/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=fotograf-okumalari-ya-da-haricten-gazel-okuma</link>
					<comments>https://www.fotografdergisi.com/fotograf-okumalari-ya-da-haricten-gazel-okuma/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[haber servisi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Nov 2011 21:30:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf okuma]]></category>
		<category><![CDATA[sabit kalfagil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fotografbilgimerkezi.com/?p=546</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir fotoğrafa 30x40 cm büyüterek 70 santimetreden de bakabilirsiniz. 90x120 cm büyüterek 2 metreden de bakabilirsiniz. Her iki durumda da gördüğümüz tıpatıp aynıdır. Sadece eğer baskı agrandizörde yapılmışsa büyük baskı küçük baskıya oranla daha da kalitesiz yani kaba bir optik kalitede olur. Hal böyle iken (bir vakitlerin ünlü Amerikan fotoğrafçılarının 20x25 cm’lik sergi baskıları bir yana) baskılar çoğunlukla 30x40 civarında yapılırdı. Bugün bunlara nerede ise posta pulu gözüyle bakılıyor.</p>
The post <a href="https://www.fotografdergisi.com/fotograf-okumalari-ya-da-haricten-gazel-okuma/">Fotoğraf okumaları ya da hariçten gazel okuma</a> first appeared on <a href="https://www.fotografdergisi.com">Fotoğraf Dergisi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #696969; font-size: 12pt;"><em><strong>Yazar: Prof. Sabit Kalfagil</strong></em></span></p>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Öldürülen gazeteci Hrant Dink davasının sonuçlanacağı sanılan celsede sanık Ogün Samast duruşmanın yapıldığı çocuk mahkemesi yargıçlarına sunduğu 16 sayfalık son savunmasında “Bu hukuki bir savunma değil felsefi bir savunmadır” diyerek, “Ayrıca sizler fenomen bir yargıçlar grubusunuz, beni anlayıp serbest bırakacağınızı umuyorum” demiş. Avukat da felsefi değil ama hukuki savunmasını verecekmiş.</span></p>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Eskiden olsa son duruşma olacağı sanılan böyle bir duruşmada yargıçlar sanığa “karardan önce son bir diyeceğin var mı?” diye sorarlar. Sanık da birkaç cümle ile son sözlerini söylerdi. Günümüz o gün değil şimdi davalar bu sonu gelmez lafazanlıklar yüzünden on yıllarca sürebiliyor. Öyle ki dava sonuçlanmadan on yıllarca süren tutuklama suçun gerektirdiği süreleri aşabiliyor ya da bu arada yasalar değişiyor, zaman aşımları işliyor. Yargıya olan güven azalıyor, sanık tahliye ediliyor. Eskiden iddianamelerin binlerle sayfa tuttuğu onlarca klasör tutan metnin ve belgelerinin kamyonetlerle taşındığı görülmemiştir. Ayrıca dinleyenleri uzunluğu yüzünden yorup serseme çevirecek bu iddianamelerin kısaltılarak veya seanslar halinde tefrika edildiği de duyulmamıştır.</span></p>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Hal böyle olunca herhalde her oturumun başında tıpkı TV dizilerinde olduğu gibi geçen bölüm özetinin verilmesi de gerekiyor olmalı ki, iddianın bütünlüğü kaybolmasın. Türkiye (belki de dünya) neden bir <strong>“miktar dünyası”</strong> haline geldi, kalite dünyası olacağına? Bu kaliteyi kaybettiğimiz, onun yerine miktardan etkilendiğimizin resmidir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-size: 14px;"><a href="http://fotografbilgimerkezi.com/wp-content/uploads/2011/11/064sol.jpg"><img decoding="async" class="size-full wp-image-547 aligncenter" title="kalfagil 1.tif" src="http://fotografbilgimerkezi.com/wp-content/uploads/2011/11/064sol.jpg" alt="" width="567" height="420" srcset="https://www.fotografdergisi.com/wp-content/uploads/2011/11/064sol.jpg 567w, https://www.fotografdergisi.com/wp-content/uploads/2011/11/064sol-300x222.jpg 300w" sizes="(max-width: 567px) 100vw, 567px" /></a></span></span></p>
<p><span style="color: #696969;"><em>Fotoğraf: © Prof. Sabit Kalfagil – İstanbul fotoğraf albümünden</em></span></p>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Bir fotoğrafa 30&#215;40 cm büyüterek 70 santimetreden de bakabilirsiniz. 90&#215;120 cm büyüterek 2 metreden de bakabilirsiniz. Her iki durumda da gördüğümüz tıpatıp aynıdır. Sadece eğer baskı agrandizörde yapılmışsa büyük baskı küçük baskıya oranla daha da kalitesiz yani kaba bir optik kalitede olur. Hal böyle iken (bir vakitlerin ünlü Amerikan fotoğrafçılarının 20&#215;25 cm’lik sergi baskıları bir yana) baskılar çoğunlukla 30&#215;40 civarında yapılırdı. Bugün bunlara nerede ise posta pulu gözüyle bakılıyor. Çok öğeli geniş açı fotoğraflarının bu kuralın dışında olduğunu elbette biliyorum. Burada değindiğim sorunun genelidir.</span></p>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Günümüzde <strong>“her ne küçükse değersiz her ne büyükse değerlidir”</strong> yargısı nerede ise herkesçe kabul edilmiş görünüyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Öte yandan yerleşik ortak yargılara ve sağduyuya dayalı beğeni refleksinin hükümsüz kılındığı sanat ve sanat ürünleri hakkındaki değerlendirmenin ancak, aracı sanat bezirganlarınca yönetildiği günümüzde post modernizmin adına “çağdaş sanat” denen bulanık ortama dönüşmesi sayesinde neyin nitelikli neyin değerli olduğu bu aracılarca yönetilir oldu. Öyle ki, hiçbir görsel estetik içermeyen ve hiçbir şey anlatmayan nice fotoğraf devasa boyutlarda basılarak ve kuyruğuna bir öykü eklenerek müzayedelerde inanılmaz fiyatlara satılır oldu. O fotoğraflar görsel dille hiçbir şey anlatmadığı halde bu fotoğraf okuyucuları, öyküler uydurarak, kahve falı bakarcasına onları sözüm ona anlamlandırıyorlar. Bu olayların Andersen’in meşhur <strong>“çıplak kral”</strong> masalı ile farkı yoktur. Öte yandan bu aracıların beyaz kadın ticareti yapan aracılar kadar bile saygıyı hak etmediklerini düşünüyorum. Bunlar gerçekten bir şey söyleyen fotoğrafları okumaya kalktıklarında da fotoğrafçının asla kastetmediği, aklından bile geçirmediği anlamları kazı yaparak meydana çıkarabiliyorlar. Fotoğraf yazı dili gibi bir dildir. O dilin sözcükleri kavramları insanlığın bin yıllardır paylaştığı görsel öğelerdir. Bu öğeler seyirciye gördüğü eğitime ve dünya görüşüne bağlı olarak küçük farklılaşmalarla yaklaşık aynı şeyi söyler. Bir yabancı dil değildir, tercüman gerektirmez. Her kavramın ifade bulması için, onun yerleşik ve ortak simgelerle ifade edilmesi gerekir.</span></p>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Meselenin böyle bir berraklığa kavuşması aracıları ve sanat spekülatörlerini gereksiz hale getireceği için bu görüşe hemen karşı çıkılması doğaldır. Öte yandan bu durum, eser karşısında seyirciyi yalnız bırakacağı için bu desteğe ihtiyaç duyan kimi <strong>“düşünce tembeli”</strong> izleyicinin de hoşuna gitmeyecektir.</span></p>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Bu tezgahın yürüyebilmesi için bu sonuncu tip seyircilerin sayısının arttırılması, yola gelmeyecek olanların da kafalarının bir şekilde karıştırılmaması gerekir. Dikkat edilirse bu karışıklığı yaratanların içinde başarılı fotoğrafçıların sayısı yok denecek kadar azdır. Çünkü bu <strong>“ortamı bulandırma”</strong> işini başarıyla yürütecek kişi için fotoğrafla bir göbek bağının bulunmaması etik açıdan ona kolaylık sağlar. Vicdan sahibi bir fotoğrafçının bu işe soyunması oldukça zordur.</span></p>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Fotoğraf alet ve yardımcı malzeme üretimi ile büyük bir sektördür. Tüketim ekonomisinin egemen olduğu günümüzde sektörün yaşaması, gerekli gereksiz herkesin bunları satın alması sağlanmalıdır. Bu ürünlerin sadece kendini sınamış ve başarılı bulmuş kimselere satılması ile yetinilemez. Herkesin bu işe bulaştırılması için başarı veya yetenek ölçütlerinin yok edilmesi gerekir. Bu strateji başarı ile yürütülmektedir. Önce özgünlük aşırı bireyselliğe dönüştü, <strong>“tek kişilik sanat ürünleri”</strong> ortaya çıktı. Sanatın bir başkaldırı olduğu özgürlüklerin sınırsız olması gereği sanatta ortak değerlerin inkarı, anlaşılma ihtiyacını ortadan kaldırdı. Tam bu noktada aracılara duyulan ihtiyaç ortaya çıktı. Sanatçı ile izleyici arasına giren bu bir tür <strong>“tercümanlar ve anlam yükleyicileri” </strong>belki de en çok yeteneksizlere iyi geldi. Çünkü bu <strong>“cerbezeli satıcılar”</strong> her türlü değersiz sanat ürününe bir kulp takarak ona, seyirciyi hayretlere düşürecek bir değer katabilirler. Böylece bu oluşum bir yandan sanayicilerle destekleniyor öte yandan yeteneksizlerce onaylanıyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Elli bin yıllık resim tarihi boyunca uzun bir dönem taa 19.yy ‘a kadar tıpkı son zamanlardaki gibi ya sanatçının adıyla ya da konunun öyküsü adıyla değerlendirilirken sanat tarihi bilimi ilk kez onları, nesnel görsel öğelere göre objektif bir değerlendirmeye almıştır. Bunun dışındaki değerlendirmelerin, öykülerle ve <strong>“kemiği olmayan dilin hüner bazlıkları”</strong> ile yoldan çıkma tehlikesi vardır.</span></p>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Sanat tarihi ve sanat kavramları binlerce yıllık bir deneyim ve birikim sonunda elde edilmiştir. Bir buçuk yüz yıllık geçmişi olan fotoğraf sanatına kurumsal bir taban kazandırma yolundaki çabalar ister istemez resmin kazanımlarından yararlanacaktır. Buna razı olmayıp fotoğrafın büsbütün kendine özgü bir değerler sistemine kavuşması için vakit erkendir. Bilimde genellemeler, uzun uygulama birikimleri ile oluşabilir. Bu konudaki acelecilik edebiyat ve felsefe alanının kimi üyelerini buraya davet etmektedir. Bu alan için fotoğrafla akrabalığı olmayan, dolayısıyla kaybedecek bir şeyi de olmayan kişilerin esip savurması, fotoğrafı olduğundan başka algılamaları sadece ve sadece yukarıda andığımız iki kesimin hoşuna gidiyor. Bunlar sanayicilerle kaybedecek bir şeyi olmayan yeteneksizlerdir. Bunun en büyük tehlikesi <strong>dilin kemiğinin olmamasından</strong> gelir. Kahve falına bakan kişi nasıl küçük işaretlerden büyük sonuçlar çıkaracak, yakıştırmalarla konuşuyorsa, deyim yerindeyse bu fotoğraf yazarları asıl alanları olan edebiyat ve felsefenin kazanımlarını <strong>belki safdilce, belki hince istismar ederek</strong> seyircinin hayretini ve takdirini sömürecek şekilde sanat ürünündeki küçük işaretler ve yakıştırmalarla bakanları hayrette bırakacak şekilde ve bunları edebi ve felsefi bir salçaya batırarak bize sunuyorlar. Bu okumaların en az yarım sayfa süren uzun cümleleri ile okuyucuyu serseme çeviriyorlar. Üstelik bu metinler, çoğunlukla yabancı dilden tercüme edilmiş olarak önümüze geliyorlar. Hatta bazen orijinali İngilizce olan metnin içi başka yazarların Fransızca metinlerinden alıntı ya da aktarmalarla zenginleştirilmiş bulunuyor. Bu arada metin bazen bir, bazen de birden fazla tercümeden geçmiş oluyor. Bu arada yazıyı kimin tercüme ettiği de önem taşıyor. Şu soru bence çok önemli: “tercüme eden kişi, yazarın, bu cümle ile ne demek istediğini anlamış mı?” “Yoksa kelimelerin karşılıklarını bularak, Türkçe yeni bir cümle mi kurmuş?” bu iki şey birbirinden çok farklıdır. Bence işe yarar bir çeviri, yazarın ne dediğinin iyice anlaşıldığı ve bu fikrin Türkçe bir ifadeye kavuşturulması ile olur. Mot-a-mot tercüme hem kolaydır; hem de sadece yararsız değil aynı zamanda yanıltıcıdır.</span></p>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Elli yılı aşkın süredir fotoğrafın içindeyim. Bir fotoğrafla onu anlatan metnin yan yana durduğu hiçbir kitapta bu metni yazanların fotoğrafı doğru okuduklarını daha da önemlisi fotoğrafın tadına vardıklarını görmedim. Fotoğraf hakkındaki bütün kitapların yazarlarının yabancılıkları hemen hissediliyordu. Bunun nedeni belki de bu kişilerin fotoğrafçılar arasından çıkmamış olmaları yüzündendir. Ama ben bunun için vaktin henüz erken olduğunu düşünüyorum.</span></p>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Fotoğraf hakkında gerçek genellemelerin oluşması için uygulama birikimlerinin daha uzun süre mayalanması gerekiyor. Yoksa bu alan, boşluktan yararlanıp <strong>durumdan vazife çıkaran başka alan açıkgözlerinin</strong> kendilerine iş bulma alanı olmaktan öteye gitmeyecektir. Bu yazarlardan bazıları için fotoğraf, eskidikçe değer kazanan bir koleksiyon metasıdır. Kimine göre fotoğrafçı, anlattığı öykünün popülaritesi ile değer kazanır.</span></p>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Kimine göre fotoğraf herkesin hemen okuyup anlayamayacağı bir yabancı dildir. Anlaşılması, bir uzmandan yardım almaya bağlıdır. Orada anlaşılır gibi görünen düz anlamın ötesinde zincirleme çağrışımların anahtarı olabilecek küçük detayları okuyup anlam yükleyecek bir okuyucuya ihtiyaç vardır. Bu açıklamaları, fotoğrafçının kendisi bile şaşkınlıkla dinlemek durumundadır. Kimilerine göre <strong>fotoğraf resmin estetik ölçütlerinin vesayetinden kurtulduğu ölçüde değerlidir. Bu bizi estetik düşmanı bu çizgiye, oradan da sıradanlığın sanatına götürür ki “contanperain” sanat, hemen hemen bu yoldadır.</strong> Bu anlayışa göre düzgün bir fotoğraf katı, alışılmış, klasik ve banal bir şeydir. İnsani olan ve değerli olan özensizlik ve sıradanlık; tıpkı kirli sakal, yırtık kot pantolon ve perişan bir gömlek gibi. Bazen bu “sözüm ona doğal” görünümünü tamamlayan kirli ve dağınık saç için ayna karşısında saatler harcanır. Bir zamanların Fransa’sında “Lesser-aller” denen bu dağınıklık yıllar önce demode olmuştu. Savaşta ve seyahatte doğal şartların zorlaması ile ortaya çıkan bu gibi görünümler tartışılmaz. Ama bunların bir makyaj sürecinden geçerek sahnelenmesi, insan onuru ile bağdaşacak bir şey değildir. Sanatın her dalında anlatımın derli toplu ve bir düzen içinde kompoze edilmesi, anlatımın bir gereğidir. Yoksa görsel estetik dediğimiz şey, çoğu insanın savunduğunun aksine bir süsleme, bir ek güzelleştirme değildir. Estetik, bir yönü ile işlevsel dolayısıyla da yapısaldır.</span></p>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Fotoğrafta, bu başarıyı yakalayamamış örneklerin anlaşılması mümkün olmaz. Bunların ancak bir yorumcu aracılığı ile anlaşılabilir olması, anlamı değerli kılmaz. Yorumcunun orada keşfettiği müellifini bile hayrette bırakan derin anlamlar sadece ve sadece uydurmadır. Tek tek fotoğrafların okunmasında içine düşülen bu samimiyetsizlik fotoğraf üzerine kapsamlı bir kitap yazmaya kalkılınca kendini daha çok gösterir. Genellikle fotoğraf alanının dışından gazel okuyan bu tip yazarlar yaptıkları sonu gelmez alıntılar ve göndermelerle konunun etrafında dolaşmakta ve bir cümle ile ifade edilecek açık seçik bir sözü sayfalara yaymaktadırlar. Bana göre fotoğrafın soyluluğu alçakgönüllü ve yalın dilinden gelir. Ama bu <strong>sadelik</strong> kimilerine <strong>basitlik</strong> gibi gelebilir. Kim bilir; onlar Yunus’un şiirlerini de basit buluyor olabilirler.</span></p>The post <a href="https://www.fotografdergisi.com/fotograf-okumalari-ya-da-haricten-gazel-okuma/">Fotoğraf okumaları ya da hariçten gazel okuma</a> first appeared on <a href="https://www.fotografdergisi.com">Fotoğraf Dergisi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fotografdergisi.com/fotograf-okumalari-ya-da-haricten-gazel-okuma/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>6</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
